Emsal karar: Güvenlik soruşturmasıyla işten atma hukuka aykırıc

Av. İbrahim Cinbaş’ın vrensel gazetesinde yayınlanan yazısı.

 

Mersin 1. İdare Mahkemesi, güvenlik soruşturması gerekçesiyle belediye şirketine alınmayan işçiler için örnek bir karar verdi. Bir işçinin açtığı davayı karara bağlayan mahkeme, güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek işçinin kadroya alınmamasını ve işten atılmasını hukuka aykırı buldu, işe iadesine hükmetti.

Yönetimine kayyım atanan Mersin’in Akdeniz Belediyesi’nde, taşeron işçi olarak çalışan M.B., hükümetin “taşerona kadro” adı altında çıkardığı KHK üzerine 1 Ocak’ta belediye şirketine geçebilmek için başvuruda bulundu. Ancak M.B. Mersin Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü belediyeye gönderdiği yazıda, “Adı geçen şahsın, PKK terör örgütü ile iltisaklı olduğuna dair istihbari mahiyette bilgilerin bulunduğunu” iddia ederek, şirkete alınmasının uygun olmadığını ileri sürdü. Belediye yönetimi de güvenlik soruşturmasını gerekçe göstererek kadroya almadı ve M.B. işsiz kaldı.

Güvenlik soruşturmasına dair somut bilgi-belge bulunmadığı halde belediyenin takdir hakkını keyfi kullanıldığını dile getiren M.B. avukatı İbrahim Cinbaş aracılığıyla mahkemeye başvurarak, kararın iptalini ve özlük hakları ile yoksun kaldığı parasal haklarının tazmin edilmesini istedi. Mersin 1. İdare Mahkemesi 18 Ekim’de, M.B.’yi haklı bularak özlük ve parasal haklarının tazminine karar verdi. Böylece M.B.’nin belediye şirketine alınmaması kararını ortadan kaldıran mahkeme, işe dönüşüne karar verdi.

‘İSTİHBARİ BİLGİ NOTU TEK BAŞINA HUKUKİ NEDEN DEĞİL’

Mersin 1. İdare Mahkemesi, kararında, istihbari bilgi notunun varlığının tek başına hukuki bir neden olarak kabul edilemeyeceğini belirterek, güvenlik araştırması yapılırken ulaşılan bilgi ve kanaatin somut, güvenilir ve hukuken denetlenebilir olması gerektiğine dikkat çekti. Mahkeme kararında şu ifadelere yer verildi: “Davacının atanma talebinde bulunduğu görevin gizlilik dereceli bir görev olmadığı ve istihbari  bilgi notunda yer alan değerlendirmenin hukuken geçerli başka bilgi ve belgelerle somut olarak davalı idarelerce ortaya konulamadığı halde, istihbari bilgi notunda yer alan değerlendirmelere istinaden davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilerek sürekli işçi kadrosuna atanmasına dair başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Dava konusu işlemin hukuka aykırılığı sabit görüldüğümden davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazmini gerektiği açıktır. Dava konusu işlemlerin iptaline…”

‘BENZER DURUMDAKİ DOSYALARA EMSAL TEŞKİL ETMELİ’

M.B.’nin avukatı İbrahim Cinbaş İdare Mahkemesi’nin kararını şöyle değerlendirdi: “Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanması sonrası HDP döneminde işe alınan yüzlerce işçi işten çıkarılmış, kalanlardan bir kısmı da kadroya alınma sürecinde haksız şekilde işten çıkarılmıştı. Kayyım yönetimi tarafından Mersin Büyükşehir Belediyesi ile bütün ilçe belediyelerindeki toplam çıkarılan sayıdan daha fazla işçinin işine, güvenlik soruşturması gerekçesiyle son verilmişti. İdare Mahkemesince verilen bu karar ile işçilerin soyut, temelsiz iddialarla işten atılmalarının önüne geçilmiş oldu, kararın gerekçesinde istihbari bilgi notunun hukuk karşısında geçerliliği olmadığının üzerinde durulması, hukuk devletinde yalnızca şüphe ile hareket edilemeyeceğinin vurgulanması önemlidir. Bu karar benzer durumdaki dosyalara emsal teşkil etmesi gereken önemli bir karardır. Mahkemece verilen bu karar ile keyfi işten atmaların son bulmasını diliyoruz.”

 

gazetede yer alan yazı  https://www.evrensel.net/haber/364760/emsal-karar-guvenlik-sorusturmasiyla-isten-atma-hukuka-aykiri

İşe İade Emsal Karar

Yargıtay Kararları

İlgili Kanun / Madde
4857 S.İşK/18-21

T.C
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
Esas No. 2007/22866
Karar No. 2007/36816
Tarihi: 04.12.2007

İŞÇİNİN GİRDİ ÇIKTI YAPILARAK
ÇALIŞTIRILMASI
YAZILI FESİH BİLDİRİMİNDE
BELİRTİLEN SÜRELERDEN SONRADA
İŞÇİNİN ÇALIŞTIĞININ KANITLANMIŞ
OLMASI
HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN GEÇMEDİĞİ
ÖZETİ: Davacı işçi dava dilekçesinde, işyerinde tıbbi tanıtım
sorumlusu olarak 14.09.2006 tarihine kadar çalıştığını, 01.09.2006 tarihinde
işverenin girdi çıktı yapılacağını belirterek bir takım belgeler imzalattığını
iddia etmiştir. Dosyaya yargılama sırasında, davacının 20.09.2006 tarihine
kadar çalıştığı yönünde iddiasını ispata yönelik bazı belgeler sunulmuştur.
Gerçekten davacının 1.9.2006 tarihinden sonra da çalıştığı tanık beyanları
ile dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bundan başka
davacı işçinin kıdem tazminatı, işverenin savunduğu gibi 1.9.2006
tarihinde değil, 6.10.2006 tarihinde banka hesabına yatırılmıştır. Böyle
olunca dosya içinde bulunan 1.9.2006 tarihli fesih yazısının davacının ileri
sürdüğü gibi sonradan geçmiş tarihli olarak imzalatıldığı sonucuna
varılmaktadır. İşe iade davası 29.9.2006 tarihinde açılmakla davacının iş
sözleşmesinin feshedildiği tarih itibarıyla 1 aylık hak düşürücü süre
geçmemiştir. Mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle
davanın reddi hatalı olmuştur..
DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini
istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü

Yargıtay Kararları

267
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 14.09.2006 tarihinde geçerli
neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe
iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacıya önel verilerek fesih bildiriminin 01.08.2006
tarihinde yapıldığını ve iş sözleşmesinin 01.09.2006 tarihinde feshedildiğini, fesih
bildirim tarihine göre davanın bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını,
davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek, sunulan belgelere göre, davacının
iş sözleşmesinin feshedileceğinin 01.08.2006 tarihinde önel verilerek bildirildiği,
önelin bitiminde 1.9.2006 tarihinde kıdem tazminatı ödendiği, buna göre davanın
bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar
verilmiştir.
Davacı işçi dava dilekçesinde, işyerinde tıbbi tanıtım sorumlusu olarak
14.09.2006 tarihine kadar çalıştığını, 01.09.2006 tarihinde işverenin girdi çıktı
yapılacağını belirterek bir takım belgeler imzalattığını iddia etmiştir. Dosyaya
yargılama sırasında, davacının 20.09.2006 tarihine kadar çalıştığı yönünde iddiasını
ispata yönelik bazı belgeler sunulmuştur. Gerçekten davacının 1.9.2006 tarihinden
sonra da çalıştığı tanık beyanları ile dosya içindeki bilgi ve belgelerden
anlaşılmaktadır. Bundan başka davacı işçinin kıdem tazminatı, işverenin
savunduğu gibi 1.9.2006 tarihinde değil, 6.10.2006 tarihinde banka hesabına
yatırılmıştır. Böyle olunca dosya içinde bulunan 1.9.2006 tarihli fesih yazısının
davacının ileri sürdüğü gibi sonradan geçmiş tarihli olarak imzalatıldığı sonucuna
varılmaktadır. İşe iade davası 29.9.2006 tarihinde açılmakla davacının iş
sözleşmesinin feshedildiği tarih itibarıyla 1 aylık hak düşürücü süre geçmemiştir.
Mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddi hatalı
olmuştur.
Öte yandan davacı işçinin iş sözleşmesi neden belirtilmeden ve haklı bir
nedene dayanılmaksızın işverence feshedilmiş olmakla 4857 sayılı İş Kanununun
19. maddesinde öngörülen usule uygun olarak fesih yapılmış değildir. Böyle
olunca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken isteğin reddi hatalı olup
bozmayı gerektirmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-) İzmir 8.1ş Mahkemesinin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2-) İşverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,
3-) Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde
işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin 4 aylık
ücreti olarak belirlenmesine,
4-) Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak
kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer
haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,

Yargıtay Kararları

268
Davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem
tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-) Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan
tarifeye göre 450YTL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan 71.00YTL yargılama giderinin davalıdan alınıp
davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
😎 Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak,
oybirliğiyle 4.12.2007 tarihinde karar verildi.

Kuran Cİnbaş Hukuk Bürosu 2017

Ücretsiz Danışmanlık Servisi:

(0539) 238 15 39

 (0324) 336 55 58